İlk Deniz Tutması

Makine stajeriydim.İlk seyrimdi ve her denizcinin en sevdiÄŸi güzergâhlardan biriydi; İstanbul – Odessa… İstanbul’dan gemiye katıldıktan birkaç gün sonra demir aldık.Kışa doÄŸruydu ve Karadeniz’in sert olduÄŸundan söz ediyorlardı.Deniz tutması konusunda kendime aşırı güveniyordum.Okulda orta kulak dengesi hakkında bir konu iÅŸlediÄŸimiz hemen aklıma yansımıştı ve yıllardır denizci olan kimseleri bile denizin tutabileceÄŸi sözünü hatırlamıştım.
İlk günler Karadeniz çok sakindi.Seyrimizin Üçüncü gününde hava bozuldu ve gittikçe şiddetli bir fırtınaya dönüştü.O sırada makine dairesindeki vardiya sürem dolmuştu ve ilk kez karşılaşacağım bu manzarayı görmenin heyecanını yaşamaya başlamıştım.Dalgalar geminin bordasını acımasızca dövüyordu.Baş taraftaki puntellerin parmaklıklarının arasından deniz suyu güverteye doluyordu.Geminin baş tarafı suya gömülüp gömülüp çıkıyordu.Gökyüzünden boşalan elektrik ürpertici bir manzara sunuyordu.Yavaş yavaş dengemi kaybettiğimi hissetmeye başladım.Başım dönmeye, gözlerim kararmaya başladı.Güçlükle ayakta durabiliyordum ve terlemiştim.Bordadan tutuna tutuna yaşam mahaline girmeye çalıştım.Kapıdan içeri girer girmez kendimi yere bıraktım.
Oldukça deneyimli bir güverte reisi vardı.Beni kolumdan tuttu ve salona götürdü.Bir müddet başımı masaya koyup gözlerimi kapattım.Aniden yerimden fırlayarak kusmak üzere aÅŸağı kata, lavaboya indim.Daha sonra kamarama gittim ve bir sonraki vardiyama katılamadım.Odessa’da demir attığımızda kendime gelebildim.
O günden sonra hiçbir zaman beni deniz tutmadı.Fakat her seyirden sonra eve geldiÄŸimde, birkaç gün hep koridorda duvarlara tutuna tutuna ilerlediÄŸim olmuÅŸtur… :}




Yorum Yaz