Anthony Quinn as Hamza



closeBu yazı 1 yıl 10 ay 17 gün önce yayınlanmış olduğundan güncelliğini yitirmiş veya içeriğindeki bilgilerin geçerliliği kaybolmuş olabilir.Yorum yazarken bu durumu göz önünde bulundurun!

The Message (ÇaÄŸrı) filmindeki Hazreti Hamza rolü ile Türk ve İslam medeniyetlerinin gönlünde taht kuran Anthony Quinn’in biyografisi…

Anthony Quinn

Anthony Quinn (1915 – 2001)

PERDENİN ZORBA’sı, bir tür ilkel toprak ve doÄŸa adamının en görkemli sinemasal yansıması… Köylüden ihtilalciye, ressamdan büyücüye, boksörden boÄŸa güreşçisine, gangsterden kovboya her rolü kendi kiÅŸiliÄŸini katarak oynayabilen, aynı kolaylıkla Onassis, Notre Dame’ın kamburu, Gauguin, Papa veya Hazret-i Hamza olabilen ve 60 yıllık mesleÄŸine 100 film sığdıran büyük oyuncu…

Meksika’da Chiuhaha kasabasında doÄŸduÄŸu kesin… Annesinin Meksikalı, babasının

İrlandalı olduÄŸu da… Ancak mesleklere gelince çeliÅŸkili bilgiler var. Annesinin Pancho Villa’nın yanında savaÅŸmış sert bir kadın, bir `soldadera’ olduÄŸu söylenir. Babası ise bir söylentiye göre bir kameraman, bir diÄŸerine göreyse mevsimlik işçi olarak iÅŸe baÅŸlayıp sonradan Hollywood’un ilk günlerinde bir hayvanat bahçesi kuran bir serüvencidir. Karmaşık kökenleri ve Latin/Anglo-Sakson karışımı kanı, onun ilerde hemen her ırktan ve kökenden kiÅŸilikleri rahatlıkla oynamasını saÄŸlayacaktır. Quinn, gerçek ve eksiksiz bir dünya vatandaşıdır.

İlk gençliÄŸinde boÄŸa güreÅŸine merak sarar, arenaya çıkar. Sonra 1936′da sinemaya adım atar. İlk filmlerindeki çok küçük rollerini, zaman içinde büyük rollere çevirir!… Ama bu Meksikalı, kızılderili veya gangster rolleri, ona şöhretin yolunu açacak gibi deÄŸildir. O yıllardaki asıl baÅŸarısı, 1936′da The Plainsman -Ovalar Kaplanı, iki yıl sonra The Buccaneer – Korsan, ertesi yıl da Union Pasific- Pasifik Ekspresi filmlerinde rol aldığı ünlü yönetmen Cecil B. de Mille’in evlat edindiÄŸi kızı Katharine de Mille’in kalbini çalarak onunla evlenmesidir. Ama bu bile, 1930′ların sonlarında Quinn’e bekledigi ünü getirmeyecektir.

SavaÅŸ yıllarında Paramount’tan ayrılıp Warner Bros ve FOX’la çalışır. Rollerinin önemi çok yavaÅŸ biçimde artmaktadır. Sert, giderek çirkin fiziÄŸinin ardında saklı o müthiÅŸ dinamizmi henüz bilinmediÄŸi için, yönetmenler ona önemli rolleri lâyık görmezler. Blood and Sand – Kanlı Meydan, They Died with their Boots On – Sayılı Kahramanlar, The Oxbow İncident- Oxbow Olayı, Buffalo Bill gibi filmlerde hep asıl kahramanın yanıbaşındaki adam veya adamlardan biridir. Sayılı Kahramanlar’da kızılderili ÅŸef Crazy Horse veya Bataan’a Dönüş’teki Filipinli savaşçı rollerine aynı inandırıcılığı katabilmektedir.

Sinemadan beklediÄŸini bulamayan Quinn, Broadway’e yönelir, orda “İhtiras Tramvayı” oyununda Marlon Brando’nun yerini alarak eÅŸit düzeyde baÅŸarı kazanır. 1951′de üç yıllık bir ayrılıktan sonra Hollywood’a döndüğünde ÅŸansı artmış gibidir. Robert Rossen ın ÅŸaşırtıcı boÄŸa güreÅŸi filmi The Brave Bulls – Kanlı Kılıç’ta baÅŸarı kazanır. Hemen ardından, Meksika kökenlerini hatırlayan Elia Kazan tarafından Viva Zapata’da Marlon Brando/Zapata’nın kardeÅŸini oynamak için seçilir. İki oyuncu da Oscar adayı olarak, Broadway’deki rekabetlerini sürdürürler. (Zaten sette de pek anlaÅŸamadıkları hem Kazan’ın, hem de Brando’nun anılarında yazlıdır.)

Bu ilk raundu Quinn kazanır, yardımcı oyuncu olarak heykelciÄŸi kucaklar. Dört yıl sonra da Minnelli’nin Lust for Life – Ölmeyen İnsanlar’ındaki Gauguin rolüyle ikinci yardımcı oyuncu Oscar’ını alacaktır. Ancak Brando, sonraları iki baÅŸ oyuncu Oscar’ıyla elbette bu yarışı önde bitirir.

İlk Oscar’ı Quinn’in ÅŸansını artırır. Art arda Ride Wayuero – İki AÅŸk Arasında, Blowing Wild – MüthiÅŸ Mücadele gibi gösteriÅŸli western’lerde Robert Taylor, Ava Gardner, Gary Cooper, Barbara Stanwyck gibi starlarla ve eÅŸit düzeyde rollerde oynar. Avrupa sinemasının ilgisini çeker. Fellini’nin ilk büyük filmi La-Strada -Sonsuz Sokaklar’da nefes kesici bir Zampano olur. Küçücük, bebek kadın Gelsomina’ya tutulan gezginci, dev gösteri adamı… İtalya’da çevrilen bir Hun İmparatoru Attila’da Attila olur, uluslararası yapım Ulysses – Kral Ülis’in Maceraları’nda ise kralın en yakın arkadaşı…

Fransız yapımı bir Notre Dame’ ın Kamburu’nda Gina Lollobrigida’nın oynadığı Esmeralda’ya vurulan kambur Quasimodo olur. Yeniden Hollywood’a dönüp Lust for Life – Ölmeyen İnsanlar’la ikinci Oscar’ını alır. O artık büyük bir yıldız ve uluslararası bir stardır…

Quinn bundan sonra, o ünlü etnik portreler galerisini açar. Wild is the Wind – VahÅŸi AÅŸk’ta Anna Magnani, Hot Spell’de Shirley Booth, Black Orchid – Siyah Orkide’de Sophia Loren’in karşısında hep İtalyan kökenlileri oynar. Last Train from Gun Hill – Kan Davasının Sonu, Warlock – Korkunç Mücadele; Hellen in Pink Tights- Korkunç Kumpanya gibi klâsikleÅŸen western’lerde, bu türün kalıplarını aÅŸan incelikli kiÅŸilikler çizer. Kayınpederi De Mille’in hastalanması üzerine onun baÅŸladığı The Buccaneer – Karsan filmini (ikinci çevrim) yönetmen olarak tamamlar. (Bu alandaki tek denemesi.) 1960′larda, Nicholas Ray’in The Savage İnnocents-VahÅŸi Masumlar’ında Eskimo olur!…

Arabistanlı Lawrence’in Bedevi ÅŸeyhi, Barabbas’ın Barabbas’ı, Zorba the Greek – Zorba’nın Yunanlı ermiÅŸ Zorba’sı hep odur. Cacoyannis’in filminde bu ünlü Nikos Kazancakis kahramanına, yaÅŸam sevgisi, Akdeniz felsefesi, sirtaki adımları ve uzo tutkusuyla karışık müthiÅŸ bir canlılık getirir ve son Oscar adaylığını kazanır. Bu rol onun saÄŸduyulu, ayakları yere basan, ama aynı ölçüde hülyalı ve duygusal toprak adamları kimliÄŸinin zirvesidir. Artık daha öteye gitmesi nerdeyse olanaksızdır.

Nitekim gidemez de… Ama hep dener. Daha iyisini deÄŸilse de farklısını, özgün ve yeni olanını yapmak için uÄŸraşır. The Guns of Navarone – Navaron’un Topları, Lost Command-Zafer Yolları, The Twenty Fifth Hour- YirmibeÅŸinci Saat, The Rover-Maceralar Beldesi, The Magus-Büyücü, The Marseilles Contrad -Ölüm AnlaÅŸması gibi uluslararası yapımlarda oynar. İsviçreli yazar Frederich Durrenmatt’tan uyarlanan The Visit-Ziyaret’te (1963) eÅŸlik ettiÄŸi İngrid Bergman’ı beÅŸ yıl sonra A Walk in the Spring Rain – Bahar YaÄŸmuru’nda yeniden bulur.

Anna Magnani ile yeniden karşılaÅŸması ise Stanley Kramer’ın The Secret of Santa Vittoria – Kasabanın Sırrı’nda gerçekleÅŸir. Baba’nın açtığı furyada, The Don is Dead – Baba Öldü’de kendi Corleone’sini yaratırken, The Shoes of the Fisherman’da Papa, The Message – ÇaÄŸrı’da Hazreti-i Muhammed’in dava ve inanç dostu Hamza, The Greek Tycon -Akdenizli’de armatör Onassis olur.

70′lerdeki filmleri gösteriÅŸli, ama koftur. 80′lerde ise hep eski baÅŸarılarını yineler gibidir. Lion of the Desert – Çöl Aslanı, ÇaÄŸrı’nın baÅŸarısını yinelemek isteyen Mustafa Akkad’ın kotardığı bir İslam usulü üstün yapım, The Richest Man in the World, yine Onassis’i oynadığı bir TV dizisidir. 90′lara ise The Revenge-İntikam, Ghosts Can’t Do It – Hayaletler Beceremez gibi gerçek facialarla girer. Acaba en küçük bir seçme duygusu kalmamışçasına bunamış mıdır? Üç eÅŸinden olan toplam sekiz çocuÄŸuna bakmak için paraya bu derece gereksinmesi mi vardır? Yoksa hep hayalini kurduÄŸu (ve sonunda gerçekleÅŸtiremediÄŸi) bir Picasso’nun hayatı projesi için sermaye mi toplamaya çalışmaktadır?

Ancak Quinn, tükenmiÅŸ deÄŸildir. Nitekim son yıllarda kimi genç ve özgün yönetmenlerin filmlerinde küçük, ama çarpıcı roller almayı ve bu filmlere deÄŸer katmayı sürdürür. Spike Lee’nin Jungle Fever, John McTiernan’ın The Last Action Hero – Son Muhtefem Kahraman, Alexander Rockwell’in Somebody to Love -Sevecek Biri ya da Alfonso Arau’nun A Walk in the Clouds – Bulutlarda Yürüyüş filmleri gibi… 1980′lerin ortalarında yeniden Broadway’e dönmüş ve yıllar sonra Zorba karakterini sahnede canlandırmıştır. Bir aralar plâk dolduran ve “I Love You, You Love Me’ adlı parçasını listelere sokan da odur.

O, sinemadaki 60 yılı aÅŸan çabasından henüz yorulmamış, enerjisini 85′e yaklaÅŸan yaşına raÄŸmen tüketmemiÅŸ bir sinema adamı, doÄŸuÅŸtan bir oyuncu, mesleÄŸini sonuna dek götürecek bir profesyoneldir. Bir zamanlar “benim sadece kızılderili oynayabileceÄŸimi sanıyorlar,” diye tepki gösteren genç ve öfkeli aktör, artık bir dünya oyuncusuna ve bir beyazperde efsanesine dönüşmüştür. İslamiyet’in doÄŸuÅŸunu anlatan “ÇaÄŸrı” filminde Hz. Hamza rolünü oynayan Quinn, Türk izleyicilerin gönlünde taht kurmuÅŸtu. ÖzyaÅŸamını daha 1972′de, “The Original Sin-İlk Günah” adıyla yayınlayan Quinn’in günümüzde bu kitabı yeniden ele alıp birçok bölüm eklemesi gerekecektir!…

02 Haziran 2001 tarihinde ABD’nin Boston kentindeki bir hastanede tedavi gören Quinn solunum yetersizliÄŸinden hayatını kaybetti. 86 yaşında hayata gözlerini yuman Athony Quinn ile ilgili tedavi gördüğü Brigham and Women’s Hastanesi’nde ayrıntılı açıklama yapılmadı. Bir hastane yetkilisi sadece Quinn’in 09:30′da öldüğünü belirtmekle yetindi. Bir süredir hastanede tedavi gören ünlü aktörün yakın arkadaşı, Rhode İsland eyaleti Providence kenti Belediye BaÅŸkanı Vincent Buddy Cianci, Quin’in solunum yetmezliÄŸinden öldüğünü kaydetti.

/////////////////////////////////

Anthony Quinn sorgulamasında bulunan google resimleri:

http://images.google.com.tr/images?gbv=2&hl=tr&suggon=0&client=firefox-a&rls=org.mozilla%3Atr%3Aofficial&q=anthony+quinn+as+Hamza&btnG=G%C3%B6rsellerde+Ara


Yazdır

Etiketler:

, , ,

Aynı Kategoriden Son 5 Yazı:


“Anthony Quinn as Hamza” için 1 Yorum Var

Yorum Yaz




shalgam | ufuk koci | shalgam resimleri | ufuk koci kimdir | shalgam kimdir | ufuk koci iletisim | muzik mp3 dinle
karikatur sitesi | ask siirleri | cinsel hikayeler | futbol haberleri | iddia oyna sitesi | canli skor | video izle | webmaster sitesi
tarih dersi sitesi | turk islam tarihi | bedava kitaplar | e-kitap indir | rapid filmler indir | vizyondaki filmler | gundemden son haberler

Maskotum Dümenim Pipom Pusulam Galatasaray SK Atatürk Türk Bayrağı

© 2008 Wordpress ile geliştirilmiştir! - Tasarım: ShaLgam
Şu an toplam ziyaretçi: 3 | Bugün toplam ziyaretçi: 147 | Bugün sayfalara tıklanma: 415
(Sayfa 0,634 saniyede, 49 sorguda ekrana yansıdı.)