Gemilerde sistemlerin rahat işlemesi ve aksamaya uğramaması için pek çok alanda çevreye zarar verebilecek etkenler vardır.Gemilerin yıkanması, temizlik ve boyama işlemleri, makine dairesi atıkları, kumanya atıkları, kanalizasyon atıkları, sızıntılar, usûlsüz sintine boşaltımı, deniz kazaları gibi benzer ve daha da genişletilebilecek unsurlar dahilinde, çevreyi tehdit edebilecek nedenlerin bazıları olarak sayabiliriz.
Gemilere her çöp için ayrı renklerde çöp kutuları bulunur.Meselâ siyah kutular yağlı ve kimyevi madde içeren çöpler için kullanılır.Bu renk uyumuna uygun çöplendirme işlemi sonucunda, çöpler limanlarda ya da çöp gemileri vasıtasıyla tahliye edilmelidir.Kesinlikle açık denizde ”Kimse Görmez” mantığıyla denize atılmamadır.Bir naylon parçasının doğada yüzlerce yıl kalabildiği unutulmamalıdır.Lavabo atıkları için SEWAGE tanklar vardır, buraya biriken atıklar ve geminin dip kısmına biriken sintine atıkları da denize basılmamalıdır.
Gemilerin hava kirliliğini tetiklemesini önlemek için tek çare; çalışan akaryakıtlı makinelerin çiğ veya yanık duman atmamasını sağlamak, dolayısıyla düzgün çalışmalarını sağlamak olmalıdır.Bu iş için makine departmanında çalışan gemi adamlarına görev düşmektedir ve bu kişiler kirlilikten bir nebze olsun kendilerini sorumlu tutmalıdır.
Gemilerdeki tüm bu atıklar ve çevreye zarar veren unsurlar kesinlikle muhafaza edilip, kollanıp, dikkat edilip, usûlünce tahliye edilmelidir.Tüm deniz taşıtları ve bunların bir parçası olan personeller, IMO ve SOLAS kuralları gereği davranmaya mecburdur.Tüm bu işlemlerin yapılıp yapılmadığı, her türlü teçhizatın yerli yerinde olup olmadığı Sörveyler tarafından kontrol edilir…
Gemicilikte Deniz Çevresini Koruma
Can Filikaları

Bir gemide, genellikle ana can kurtarma teçhizatı olarak, ilk akla gelen can filikalarıdır.Bütün gemiler SOLAS kurallarına uygun olarak, gemide bulunan toplam personel ve yolcuyu alabilecek kapasitede filika veya filikalar bulundurmak zorunluluğundadır.
1986 yılından itibaren yapılan, boyları 85 metreden büyük gemiler, tamamen kapalı özelliğe sahip olan can filikaları taşımak zorundadır.Bazı yolcu gemileri de aynı zamanda yarı kapalı can filikaları bulundurmakla yükümlüdürler.Tamamen kapalı tipteki bir filika, açık tip veya yarı kapalı tipteki bir filikaya oranla deniz ve soğuktan daha iyi korunma sağlar.Bu özelliğe sahip can filikaları, kendi kendine doğrulabilmesi için pozitif bir yüzerliğe sahiptirler.Bazı tipler ise, deniz yüzeyinde yanan bir akaryakıt veya kimyasal madde içinden geçebilmeleri için, deniz suyu püskürtmesi yapan bir sistemle donatılmışlardır.
Can filikalarını yapılışlarına göre şu şekilde ayırabiliriz;
1- Yarı kapalı can filikaları
2- Kendi kendine doğrulan yarı kapalı can filikaları
3- Tam kapalı can filikaları
4- Kendinden hava destekli can filikaları
5- Yangından korunmalı can filikaları


Gemiyi Terk
En modern ve yeterli donanımı olan gemiler için dahi; fırtına, karaya oturma, çarpışma, makine arızası, yük kayması veya yangın gibi nedenlerle denizde bir kaza olasılığı, denizcilik mesleğinin her zaman var olan tehlikeli bir yanıdır.Su üzerinde, büyüklüğü ne olursa olsun, her tipteki gemi ile yapılan seyirin riskleri vardır.Denizde yapılacak bir hatanın, yalnızca pahalıya patlayacağı değil, aynı zamanda hayati tehlikelere de sebep olabileceği unutulmamalıdır.
Denizde hayatta kalmak 4 faktöre bağlıdır.Bunlar; bilgi, mevcut teçhizat, kendi kendine kontrol ve eğitimdir.Önceden gerekli bu 4 faktör olmaksızın, denizde hayatta kalma şansı sadece, durumun zorluğuna bağlı olacaktır.Birçok denizci, sadece denizde nasıl canlı kalacaklarıyla ilgili yeterli eğitimi eksik yaptıklarından, hayatlarını kaybetmişlerdir.
Barış zamanı, denizde gemiyi terk etmek çok ender olan bir olaydır.Bugün, çok az sayıda denizci gemiyi terk tecribesine sahiptir.Yükün kayması, fırtına nedeni tekne hasarı, makine kazaları (arızaları), çarpışmalar, yangın ve karaya oturmalar oldukça geneldir.Meydana gelebilecek olan bu emergency olaylardan herhangi biri olduğu zaman, gemiyi terk etmek en son alınan karar olmalıdır.
”Gemiyi terk etme” emri kaptan tarafından verilir ve geri alınamaz, değiştirilemez bir karardır.Gemiyi terk, geminin kurtarılmasının mümkün olmadığı veya geminin kurtarılması için yapılması gereken herşeyin gerçekleştirilmesine rağmen, artık herhangi bir girişim şansı kalmadığının belirlendiği şartlar altında yapılır.Gemiyi terk emrinin çok erken verilmesi; çok geç verilmesi kadar tehlikelidir.
Gemiyi terk etmeden önce ilk kural olarak, geminin mevkisini belirten bir imdat mesajı (S.0.S) vermek üzere, en yakın sahil istasyonu veya gemiler ile telsiz bağlantısı kurmak ya da bütün istasyonlara imdat çağrısı yapmak olmalıdır.Geminin yürütücü makineleri durdurulmalı ve eğer mümkünse su geçirmez kapı, kaporta ve menholler kapatılmalıdır.
Emir verildiğinde personel ve yolcuların gemiyi mümkün olduğu kadar çabuk terk etmesi, gemi kaptanının sorumluluğundadır.
Neden Denizcilik?
Deniz, dünya ve insanlığın var oluşundan bu yana, her dönem gizemini koruyan, her çağda ilgi ve merak konusu olan en geniş bilinmezliktir.Denizin sadece insanlar üzerindeki değil, doğa üzerindeki etkisi de önemli ölçüde yaşamsal standartların destekçisidir.Denizlerin olmadığını ve Dünya’nın koca bir kaya yığını olduğunu düşünsenize?..
Denize olan bu merak ve ilgi, zamanla insanların onu keşfetmesine ve faydalanamasına sebebiyet vermiştir.Özellikle onun ötesinde ne olduğunun merakı yeni bir ulaşım kavramı yaratmıştır.Dünya tarihi boyunca ilerleyen ve gelişim gösteren bu süreç, günümüzde oldukça ciddi boyutlara erişmiştir.Bugün, uluslararası ithalat ve ihracatın neredeyse %90′lık kısmı, deniz yolu ile gerçekleşmektedir.Ayrıca uluslararası gemi yolculuğu her ne kadar uzun sürse de, gemide yaşam ve o suyun üzerinde yol alma zevki, deniz yoluyla insan taşımacılığını da güçlü bir sektör haline getirmiştir.Bu değişim ve gelişimlerle beraber, istihdam da artmıştır.Özellikle denize kıyısı olan ülkelerin önemli gelir ve kalkınma kaynaklarından biridir denizcilik…
Deniz hayatına uyum sağlayabilecek, güçlü, zeki, kararlı ve pozitif insanlara gün geçtikçe ihtiyaç artmaktadır.Denizcilik mesleğinde işsiz kalmak diye birşey söz konusu değildir.Denizcilik mesleği, diğer bildiğiniz kara meslekleri gibi tek bir özellik ve branş üzerine eğitimlendirilen bir meslek değildir.Bir denizci aynı zamanda iyi bir lider, bir ilkyardım teknisyeni, bir itfaiyeci, bir elektrikçi, bir tornacı, bir kaynakçı, bir nöbetçi, bir öğretmen, bir balıkçı, bir asker, bir muhasebeci, bir teknik ressam, bir rehberdir.Pek çok alanda özel meziyet sahibi kişilerdir.Hem fiziken, hem ruhen olgunluk derecesine erişmiş, kuvvetli insanlardır.Dolayısıyla herkes tüm bu gerekli yeterlilik ve dirayette olamayacağından, bu meslekteki insan hacmi geniş değildir.İyi yetişmiş, gereken görgü ve ahlâk kurallarını benimsemiş, topluluk içerisinde nasıl hareket edeceğini bilen, bu meslekte kalifiyeleşmiş, bu işin devlete ve bakanlığa bağlı gerçek bir okulundan mezun olmuş, her geçen yıl yeterlilik belgesini yüceltebilecek eleman, süphesiz ki aranan elemandır.
Denizcilik mesleğini neden yapmalısınız sorusuna yanıt aramak adına, şu unsurları listeleyebilirim;
*Denizcilik mesleği ile en çılgın turistin bile gitmediği kadar yere gidersiniz.
*Çeşitli nedenlerden dolayı konakladığınız ülkelerde, iş saatiniz dışında gezip eğlenebilme olanaklarıyla, değişik dil, din ve ırktaki insanlarla kaynaşıp, kültürel değerler kazanır ve ufkunuzu genişletirsiniz.
*Çok genç yaşlarda, yaşları ilerlemiş tahsil sahibi insanlardan oldukça fazla maaş alırsınız.
*Başbakan maaşına eşdeğer bir efendi kaptan veya çarkçı maaşı ile, birkaç ay içerisinde muazzam birikimler oluşturup, hayalinizdeki arabaya kavuşursunuz.
*Neredeyse kendi kendinizin patronu olursunuz, belirli bir bölgeye kısılıp kalmaz, istediğiniz zaman kendinize tatil verir, istediğiniz zaman çalışırsınız.
*Adrenalin, macera ve aksiyon, bu mesleğin en zevk veren yönlerinden biridir.Fırtınalar, adalar, buzullar, boğazlardaki manevralar, yunusların sizinle yarışması, dalgaların tahta bir flütten çıkma misali büyülü ezgisi, berrak kış gecelerinde okyanusdan gökyüzündeki yıldızları izlemek ayrıca bu mesleği özel, şiirsel ve duygu yüklü kılan unsurlardan bazılarıdır.
*Her iki yılda bir yapılması gereken, sadece özel kurumlarınki kabul edilen sağlık testleri ile bünyenizi her ilerleyen döneminizde kontrol altında tutarsınız.
*Sorumluluk sahibi olursunuz, sorumluluk kavramını benimsemiş kimseler, hayatta her alanda başarmayı ve idare etmeyi bilirler.
*Gerçekten işe yaradığınızı hissettirir, sadece çalışıp geçinmek adına düz bir mesleği icraa etmekten daha çok gurur duyarsınız kendinizle.Ülkenizin bayrağını tüm Dünya’da dalgalandırarak, bir nevi ülkenizi temsil edersiniz.
Nasıl ”gerçek” bir denizci olabilirim sorusuna şahsi fikrimle verebileceğim yanıt şöyle olabilir;
Öğrencilik hayatımızda şuanki sistemi baz alırsak 2 önemli sınav dönemi var.Eskiden ilköğretim sonunda tek sınav sistemli olan LGS, şimdiki sistemi ile 6., 7. ve 8. sınıflara yayılan SBS sınavı ve şüphesiz ki lise öğrenimi sonrası üniversite sınavı.Liseye ve üniversiteye giriş sınavları olan bu iki sınav, denizcilik sektörü adına doğru tercihlerin yapılabileceği yegâne alandır.Sadece devletin düzenlediği SBS sınavları sonucunda, belirli puana erişmiş seçkin öğrenciler, Anadolu Lisesi statüsünde mesleki eğitim alabilirler.Güverte ve Gemi Makineleri bölümlerine sahip bu liselerde A2 müfradatları uygulanmaktadır.IMO (International Maritime Organization) standartlarına uygun (Simülasyonlar da dahil), 4 yıl eğitim ve öğretim veren bu bölümlerden yetişen öğrenciler uluslararası açık deniz stajlarına katılırlar ve daha sonra belirli derslerden ehliyet sınavlarına tabii tutulurlar.Özel ve az sayılı sınıflarda eğitim görürler.Okulun son senesi bölümlerine uygun olarak staj yapacakları yerlere yerleştirilirler.Yabancı dil ve yüzme eğitiminin oldukça katı olduğu bu okullarda yetişenler tam anlamı ile mesleklerinde yeterli ve 5 yıl fakülte okumadan, hizmet süresini doldurup ehliyet yükseltme sınavlarına katılarak, fakülte mezunlarının yeterlilik belgelerine ulaşırlar.Ayrıca mezun olduktan sonra yüksek okullara direkt geçiş ve 4 yıllık üniversitelerin ilgili bölümlerine, katsayı oranı uygun olarak katılabilirler.Dip not olarak eklemeliyim: 2 yıllık yüksek okulların elektrik bölümü mezunları, çeşitli sınav ve stajlarla Elektrik Zabiti olabilirler.Şunu belirtmekte fayda var; bu sektörde diploma değil, liman cüzdanında yazılan yeterlilik önemlidir.
Liseyi kaçırdınız, o halde benim kanımca ikinci yol üniversite…İTÜ başta olmak üzere parmakla sayılır birkaç üniversitede Güverte ve Gemi Makineleri bölümleri vardır.Sıkı bir çalışma sonucunda katılacağınız üniversite sınavı sonucunda, taban puanınıza göre tercih edebileceğiniz bu bölümler, eğitim-öğretim sürecinde oldukça uzun ve yorucu bir maratondan oluşmaktadır.Tüm uluslararası standartlara uygun ve mezun olunduğunda en yeterli seviye ve belgede olunan bu okullar, kesinlikle uluslararası arenada boy gösterecek denizci yetiştirme hususunda muazzam.Sivil denizciliğin yanı sıra, lise eğitiminden sonra Deniz Harp Okulu’na katılarak, çeşitli statüde eğitim sürecine girebilirsiniz; subay, astsubay ve erbaş konumlarında, farklı branş ve sınıflarda denizci olabilirsiniz.
Kısaca demek istediğim; sınav ile kazanılmış bir lise veya üniversite eğitimi ile denizci olmanın; en sağlam, en kaliteli, en bilgili ve becerikli, en yeterli ve kalifiye olma konusunda en iyisi olduğunu düşünüyorum.Çeşitli dernek, kurs, kolej timsali paralı özel okullar, üçte bir boyutta kısa dönem eğitim veren kurumlar, her ne kadar insanları ehliyet amacına ulaştırsa da, kalifiye, sağlam, yetenekli, bilgili, güçlü bir denizci yapmaya yetmez…
Bu kısma kadar hep bu işin amiri olma konusu üzerinde durduk, fakat personel sınıfı da var.Bunlar güverte işçileri, tayfalar, aşçılar, kamarotlar, yağcılar, siliciler gibi işçilerdir.Bir liman cüzdanı çıkarmak bu gibi işler yapılacaksa kolay sayılır.Denize kıyısı olan ilinizin Liman Başkanlığı’na müracaat edersiniz ve izlemeniz gereken yollar size belirtilir.Birkaç ay denizcilik adına özel kurumlardan kurs alarak bir ehliyet çıkartabilirsiniz.
Denizcilik bir meslekten ziyade, bir yaşam tarzı, bir tutkudur!…


Son Yorumlar