Mavi'nin ironisi…

W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

İleride Torunlarımıza Erbakan’ı Nasıl Anlatacağız?

Share

İleride Torunlarımıza Erbakan'ı Nasıl Anlatacağız?Eski başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan vefât etti.Cenazesi bugün toprağa verildi.Son anına kadar aktif siyaset yapan Erbakan, şüphesiz ki ”Milli Görüş” felsefesi ve ”Dine Dayalı Siyaset” hususlarının arasında her zaman sıkışmıştır ve ileride bahsi geçtiğinde de sıkışacaktır.

Yıllarını siyasete vermiş olan ve ”28 Şubat Süreci”nin de yakın şahidi olan Erbakan’ı 3 ayrı zihniyet şu şekilde yorumlar;

1- Dini siyasete alet diyordu, dini olgularla insanların duygularını mayalayarak siyaset yapıyordu.Dilinden ”Allah” kelimesi eksik olmuyordu ve ”Hem lâik, hem Müslüman olunmaz!” diyordu.Cumhuriyet’ten sonra günümüze kalan son şeriat yanlılarındandı.”İrticai”ydi…

2- Dinci terör örgütlerine, irticai plânlara, şeriat isteyen kesime karşı ”Milli Görüş” kavramını servis ederek, olası bir Cumhuriyet – Saltanat çatışmasını önledi.Aydın ve okumuş biriydi.Ekonomi adına iyi işler yaptı.Koalisyon hükümeti de idare etti.

3- Vallahi yaşamı boyunca nasıl biri olduğunu anlamadık ki, anlatalım…

Ulusal, lâik ve aynı zamanda toplumunun %90′ı Müslüman olan bir devleti yönetmek biraz alangiritli olsa gerek… Bunun kilidini bir şekilde çözenler vatandaşın oyunu götürüyor.Galiba bunun da kilidi, hem lâik, hem Müslüman bir topluma karşı dine dayalı siyaset yapmak.

Biz ileride torunlarımıza Erbakan’ı anlatırken zorlanmayacağız.Çünkü her zaman bir veliahtı siyaset meydanında olacaktır.Şimdi de olduğu gibi…

Ortadoğu ve Afrika’daki Arap Ülkelerine Neler Oluyor?

Share


Ortadoğu ve Afrika'daki Arap Ülkelerine Neler Oluyor?

Uzun uzadıya düşünmeye pek gerek yok.Yıllardır krallıkla, diktayla, baskıyla ve Hitler kılıklı adamların el yazması yasalarıyla yönetilen halklar isyan ediyor…

Devir değişti, nüfus gençleşti.Eskiden bir mektubun 2 ay sonra ulaştığını söylerler, şimdi bir elektronik posta ile ”saliseler” içinde iletişim kurabiliyoruz.Tabii bu sadece minik bir pekiştirme örneğidir.Dünyadaki ve devirdeki bu değişime en uzak kalan topluluklardan biri Araplar’dır.Araplar’ın en büyük eksikliği birlik olamamaktır.Dünyada başka hiçbir ırk bu kadar bölünüp ayrışmamıştır.Halkı cehalete mahkûm eden aşiretler, sülaler, mezhepler, yandaşlar, karşıtlar da her şekilde sistemden nemalanmak adına kendi soydaşlarını hiçe saymışlardır.Petrol ve altın zengini bu adamlar her zaman halkını ikinci plânda tutmuştur.

Günümüz dünyasında ülkeler, krallık veya siyasi – askeri diktatörlükle idare edilemez.Artık insanlık dünyaya kolay açılabiliyor.Bu suretle etraflarındaki ülkelerde gördükleri gibi yaşamak istiyor.Artık hiç kimse hakkının yenilmesine kolay razı olmuyor.Dünya ekonomisi yakından takip edilebiliyor.Fakir halk gelir dengesizliklerine artık kayıtsız kalmıyor.Baskı, zulûm ve hakarete kimse tahammül etmiyor.İnsanlar artık çocuklarının ve torunlarının geleceğini de daha derin düşünüyor.

Tabii buraya kadar bahsettiklerim madalyonun görünen yüzü ve başlıca bahaneler… ”Büyük Ortadoğu Projesi” sözünü duymuşsunuzdur, bu projede Türkiye, İtalya ve Yemen baş aktörler olarak yer alacaktı ve bu proje için ilk adımı atan dönemin ABD başkanı Bush idi… Aslında bu proje için, ”Uzun süredir uluslararası toplantılarda gündeme gelmiyor!” denmesi bile tatmin etmiyor.Ortadoğu dünya tarihini çizen – yazan ve gelecekte de yazıp – çizecek olan en önemli bölgelerden biridir, buradaki ülkelerin siyasi ve ekonomik değişimleri kuşkusuz ki tüm dünyayı etkileyecektir, bu sebeple hala bölgede lider olma çabaları sürmektedir.Bu proje dahilinde bir Amerika – İsrail – Türkiye dayanışması mı var diye düşünmüyor değilim… Hatta Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam, ”Libya’yı İtalyanlar’a veya Türkler’e bırakmayacağız!” diyerek neyi yansıtmaya çalıştı diye de kendi kendime soruyorum… Kaldı ki, henüz birkaç ay evvel, öz babası Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına kendi adı ile düzenlenmiş ”İnsan Hakları Ödülü” vermişti.Tüm bunların üstüne bir de Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy ”Türkiye AB’ne dahil edilmesin, Ortadoğu ülkesi kabûl edilsin diyor.

Aslında bu dönemde yaşayanlar olarak, dünya tarihinin çok önemli bir dönemecine tanıklık ediyoruz.Belki de bu isyanlar bundan 100 sene sonra tarih kitaplarında ”İkinci Arap İsyanı” ya da ”Arap Devrimi” diye yer bulacak…

Umarım bu değişim sonunda Afganistan, Irak ve Pakistan’daki gibi bir tablo ile karşılaşılmaz.Yeni yönetim biçimleri ve yöneticiler en az ”Türkiye” kadar olabilir.Böylece hem lâik hem müslüman olarak örnek olan en iyi ülke konumunda yalnız kalmayız.

Muhteşem Yüzyıl Hakkındaki Spekülasyonlar

Share


Muhteşem Yüzyıl Hakkındaki Spekülasyonlar

Katıldığım noktalar var, katılmadığım noktalar var… Tarihe mâl olmuş, cihan hükmetmiş bir Osmanlı padişahını milenyum diliyle konuşturmak, haremine ve özel yaşamına daha geniş zaman ayırmak, uzun boylu, yakışıklı, esmer Kanuni Sultan Süleyman rolünde kel ve pörtlek gözlü bir adamı oynatmak, gelen elçilere diz çöktürtmek, saray avlusunda kelle vurdurmak rahatsız olduğum noktalardan bazılarıdır.Tarih çarpıtılıyor! Kanunu Sultan Süleyman’ın diğer Osmanlı hükümdarlarına nazaran, adına Hürrem dediği, alanen aşk ve muhabbet beslediği bir cariyesi olduğu doğrudur.Fakat bu cariyenin Kanunu’ye ismi ile hitap edebildiği, O’nunla şakalaşabildiği palavradan ibarettir.Kanuni Sultan Süleyman’ın çok sert, tutucu, güçlü, kararlı, cesur, öfkeli, akıllı bir hünkâr olduğunu tarihi kaynaklar ve yüzyıllardır dilden dile gelen söylemler ispatlıyor.Söz konusu televizyon dizisinde bunların bir kısmı yansıtılmaya çalışılsa da komik duruma düşülüyor.Şahıslar hayatta olsa da olmasa da, hangi yüzyılda yaşamış ve ölmüş olurlarsa olsunlar, kesinlikle özel yaşamlarına müdahele edilemez, deşifre olunamaz.

Başarılı bulduğum noktalar da en az eleştirdiğim noktalar kadar var.Tarih ele alınarak oluşturulan bir proje dikkat ister, bu yeterince sağlanmış durumda.Kıyafetler, dekorasyon, İstanbul çehresi için kullanılan bilgisayar animasyonları gerçekten çok başarılı.Dizinin siyasi ve askeri sahneleri de her ne kadar çarpıtılsa da, harem sahnelerinden daha fazla görmek istenilen şeyler.

Bizim insanlarımız işte hep bu şekilde, her konuda ikiye bölünürler.Herkes kendince bir ideolojinin peşine düşer.1500′e yakın televizyon dizisi olan ülkemizde dizilerden konuşmak da gayet doğal hale geldi maalesef.Koca hafta gündemde bu ikilem tartışılıp duruldu.Sırf bu tartışmanın merakından ve tarihe olan düşkünlüğümden 1,5 bölüm seyrettim, bu saatten sonra asla izleyeceğimi sanmıyorum.Siz de izlemeyin, kitap okuyun…

Hizbullah Gerçeği ve Gündemdeki Salıvermeler

Share


Serbest Bırakılan Hizbullah'çılar

Hizbullah vahşeti bundan yaklaşık 10 sene önce, Türkiye gündeminde sarsılmaz bir yere sahipti.İstanbul, Diyarbakır, Mardin gibi illerde bulunan ”Mezar Evler”, faili açık, alanen işlenen cinayetler, İran – Suriye – Irak ve Türkiye’nin güneydoğusuna konuşlanmalar, domuz bağı ile öldürülen kurbanlar, aşırı dinci süsü verilen militanlar, şeyhler, imamlar, Hizbullah denildiği zaman akla gelen bazı şeylerdir.

Nedir bu Hizbullah?
İslâm dinini ”maske” olarak kullanan, plânlı, programlı cinayetler işleyen, zamanında amacı doğrultusunda kusursuz şekilde çarkını döndürebilen, Türkiye düşmanı, Amerikan gizli servislerinin bir icadıdır.Türkçe’yi ve Kürtçe’yi en az bir Türk veya Kürt kadar iyi konuşabilen, Ortadoğu’nun coğrafik yapısına ve insan fiziğine en uygun kişilerden oluşan ajanlar, bölgeye bir imam, çoban veya esnaf gibi yerleştirilirdi.Joe, William, Jack, Steve olurdu Ahmet, Mehmet, Ali…Bu ajanlar etrafındakilerinin gözünü boyayarak, onları bu oluşumun içine çekmeye çalışırdı.Yerel teşkilatlanmalar oluştururlardı.PKK ile güçlü bağları vardı.Kürt – İslâm devleti kurmayı misyon diye gösterirlerdi.Pek çok müslüman kamuflajlı Amerikan Hizbullah ajanı, boynunda haç ile gömülmüştür! Kendisini dine dayalı ve anti dincilerin celladı olarak lanse eden bu sahte örgüt deşifre edilerek, militanları ve liderleri tutuklu olarak yargı sürecine alınmıştı.Tabii bu deşifre ne derece gösterilen gibi ya da görünmeyen yüzü kadar gerçekçidir; buna karar kılan vicdanların yargılanması gerekir…

Son günlerde bu tutuklu militanların serbest bırakılmasıyla yeniden gündeme gelen, Gaffar Okkan’ı, milletvekillerini, öğretmenleri, askerleri, polisleri, yazarları, aydınları, düşünürleri katleden Hizbullah’ın; sadece resmi 188 cinayeti tam olarak ne için işlediğini bile bilmeyen insanlık, bunca zaman sustu, unuttu; caniler salıverilince kaos oldu! Halkımız kadar duyarlı görünüp de duyarsız olan başka bir halk daha yoktur…

Hukuğa ve hukukun üstünlüğüne inananlar, şimdi görüyorlar ki; Bilmem kaç bin tane düşmek üzere olan dava dosyası, hakim ve savcı atamalarındaki çelişkiler, rüşvet skandalları, Hizbullah militanlarının düşen davaları ve salıverilmesi, Anayasa’yı bile koruyamayacak kadar aciz duruma düşen Anayasa Mahkemesi ve ”Korkak Kız Çocuğu” gibi tedirgin tavırlarıyla hiç de güven aşılayamayan Türk Yargı Sistemi, tasfiye edilmeye hazır edilerek tarihe gömülmeli! Yepyeni, cesur, güçlü bir sistem oturtulmalı.Ne iktidara ne de muhalefete falan yüklenmekle, topu ondan ona atmakla bir yere varılamaz.Türkiye’nin ilerlemesini, büyümesini ve daha huzurlu bir ülke olmasını isteyen ve bu doğrultuda çalışan insanların katilleri, bebek ve çocuk katilleri, masum ve mazlum katilleri, kanunsuz yollarla kanunsuz hayat süren insan tacirleri artık serbest bırakılmasın! İdam yeniden getirilsin, müebbet hapse mahkûm edilip, adalarda modalarda paşalar gibi beslenen hayvanlar, açık açık söylüyorum; ÖLDÜRÜLSÜN!..

1 / 9«234567»