Acaba gerçek yahudiler değil mi diyorum şu ortadoğudakiler? Kim bu herifler? Amaçları ya da tam olarak varmak istedikleri noktalar nelerdir? Sadece bölge hakimi olmak isteyen kabadayılardan mı ibaretler, yoksa gerçekten terör karşıtı tutumları mı bu adamlara canavar süsü veriyor? Organ ticareti, uyuşturucu kaçakçılığı, silah ikmâli, yoksa ipleri başka güçlerin elinde olan kuklalık mı görevleri?..Tabii bu sorulara bırakın yanıt bulmayı, yanıt aramak bile oldukça güç.Medyaya güveneyim diyorsun, zaten medyayı idare edenler var.Araştırmacı yazarlara güveneyim diyorsun, satın alınmadıkları ne malûm diyorsun.Siyasetçilere güveneyim diyorsun, çoğu konuda avukatlardan fazla yalanlar söylediklerini artık çocuklar dahi biliyor.Biz en iyisi şimdi benim yaptığım gibi bildiklerimiz ve hissettiklerimiz doğrultusunda, kendi fikirlerimizi beyan edelim…

Türk ırkı göçebe, bozkır hayatından, yerleşik kentleşme sürecine kadar geçen zamanında ve hatta günümüz dünyasındaki konumlarında da, tıpkı hoşgörü ve imtiyazlarla yaklaştığı her dine, mezhebe ya da millete yaptığı gibi, yahudilerin de yanında olmuş, özgürlük ve haklarını gözetmiştir.İslâm’ı seçip de israiloğullarını kendisine dost belleyen tek ırk sanırım Türkler.Çıkarları haricinde hangi topluluk gerçekten sempati duyuyor ki bu adamlara?..Her insanın diğer milletlere karşı mutlaka bir bakış açısı vardır.Düşünün mesela, Amerika, İran, İsrail, Çin, Rusya, Filistin, Suriye, Jamaika, Mısır, Güney Afrika, İspanya, İtalya, Kuzey Kore, Azerbaycan gibi ülkeri düşünün.Size hangileri daha sıcak veya sempatik geliyor, ya da itici geliyor? Mutlaka bir fikriniz vardır…Aslında ülkerin imajlarını şekillendiren faktörler tahmin edebildiğiniz gibi, dış politikaları, hak ve adaletten yana tutumları, barış veya savaş yanlısı olmaları, sosyal yaşamları veya örf ve adetleri, ırsi durumla ilişik fiziki yapıları, devlet sistemleri, mensubu olduğumuz milletle ve sempatizanlarımızla ilişkileri gibi say say bitmez birçok unsurdur…

İsrail dışişleri bakan yardımcısının (adı lâzım değil) gerçekleştirmiş olduğu alçak koltuk, yüksek koltuk olayı kadar saçma bir diplomatik kriz daha olduğunu düşünmüyorum.Bu krizde ele almak istediğim ve farklı bakış açısı dediğim şey aslında onların yaptığı değil, bizim yaptığımız.Sayın büyükelçimizin pişmiş kelle gibi sırıtıp, aşağıdan yukarıya doğru o mahkeme duvarı suratlı heriflere bakması beni bir Türk olarak çıldırttı.Ben sade bir vatandaş olarak ortada bir terslik olduğunu anlarken, koskoca bir büyükelçinin hiç birşey anlayamamasına inanamıyorum.İnsan bu denli dört kişilik küçük bir toplantının ne için kameralar önünde yapıldığından işkillenir be kardeşim! Daha sonra da İbranice bilmediğim için birşey anlamadım diyor adam.Bu bence O’nun değil sistemimizin ayıbı.Yabancı ülkelerdeki büyükelçilerimiz neden görev yaptıkları ülkelerin dillerini bilmiyor? Neden bu büyükelçiler ona göre yetiştirilmiyor? Adı üstünde, ”elçi” yahu! Madem bizimle o ülke arasında köprü olarak kullandığımız elçi, o zaman o ülkenin dilini, sosyal tarzını, tarihini, kültürünü, dini hayatını çok iyi bilecek ki, onurumuzun, gururumuzun bu şekilde zedelenmesine mahâl verilmesin.Ayrıca adamların önünde gayet ezik ve zavallı duruyordu.Kararlı, sert, kendine güvenen, güçlü ve zeki görünen adamlar gerekmez mi bu görev için? Şeytan bu ya, aklımıza getiriyor işte, büyükelçimizi İsrail bu propaganda için satın almış olmasın!..Alın sorulayın, inkar etsin, ısrarla inanmayın…

Belki konuya bu cepheden bakmak biraz farklı bir boyut kazandırdı.Fakat her ihtimal düşünülmeli.Büyütülüp, uzatılacak bir konu değil denip akşam haberlerinin tozlu video arşivlerinde kalmamalı.Gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan televizyon dizilerini gerekçe gösterip, Türk halkının gözleri önünde tiyatro oynanıyor!..

Etiketler: , , , , ,

Bu yazıyı yazdır! Bu yazıyı yazdır!