Benim Hayatim
Zordur benim şartlarım.Yaşam standartım.Yaptıklarım.Beğendiklerim, beğenmediklerim.Zordur işte…Benimle kolay diyalog kurulmaz.Kurulsa da uzun tutulmaz.Öyle değerli şeylere pul muamelesi yaparım ki…Öyle kıymetsiz şeylere çok önem veririm ki…Yapılan iyilikleri kolay unutur, en ufak bir kötülüğü hergün anımsarım.Benim hayatımda olan canlı, cansız tüm herşey benim bir parçam gibi.Her ne olursa olsun ne satılır ne atılır.Yok etsen tükenmez, tüketsen yok olmaz gibi.Fakat herşeyin bir ömrü var…
İnsanlar ölür, Allah rahmet eylesin…Hava kirlenir, toprak kurur, su bulanır, yalan, namussuzluk, ikiyüzlülük ve riyakârlık diz boyu olabilir.Hırsızlıklar, uğursuzluklar kol gezebilir.En acı sitemler dilleri alev alev yakabilir.Acımasızlığa ve gaddarlığa boyun eğilebilir.Birgün gelir kıyamet kopabilir.Fakat bunlardan veya daha aklıma gelmeyen felaketlerden hangisi ne şekilde olursa olsun, bunların en çetini yüreği kavuran sevda ateşi.Yüce Allah’ın kalbe düşürdüğü bir sevgi kıvılcımı zamanla ne de büyük yangına dönüverir öyle…İyi bir arkadaşım 17 Ağustos depreminde tüm ailesini kaybetmişti.Gerçi o zamanlar olgunluk sürecimizi tam tamamlamamış bireyler olarak olaylara yaklaşım sergilesek de ailemizi bir daha göremeyeceğimizi anlayacak yaşlardaydık.Geçen sene o arkadaşımın karısı doğumda vefat etti.En son konuşmamızda yar acısı ne ana, ne baba, ne de kardeş acısına benzemiyormuş deyiverdi.Bu cümleden öylesine etkilendim ki.Çünkü en güzel, en sağlıklı, en hareketli yıllarımı yar acısıyla geçirmiştim.Fakat benimkisi ölmeden öldüğüne inanmaktı.Ortalığın sevgiyi anlatan aşk doktorlarıyla dolup taştığı şu son zamanlarda kalkıp sevgiyi anlatmaya çalışmak gibi salak bir pozisyona girmeyeceğim.Sevgiyi anlatabiliyorsan, bir tanım ve sıfat uydurabiliyorsan sevgiyi anlamamışsın demektir…
Zor deniz seferleri.Fırtınalar.Dalgalar.Küçücük kamaranın içindeki yorgun bedenimde kocaman ve kanayan bir yürek.Hergün aynı 15 surat.Paslı demirler.Elimde saatlerce çekiyor mu diye ekranına baktığım bir telefon.Sürekli beyaz karıncaların belgeselinin olduğu çekmeyen bir televizyon.Benimle beraber kıt’a kıt’a gezmekten yorulmuş, titrek ekranlı bir lebtop.Batıya doğru gittiğimizde günlerce doğmayan güneş.Balıklar, martılar, bulutlar, adalar, boğazlar, yıldızlar, yağmurlar, buz dağları, karlar, uzaktan görünen şehir ışıkları.Bilmediğim, hiç görmediğim, dillerini anlamadığım bir sürü insanın arasında, şaşkın gözlerle caddede yürümek.Hayattan zevk alan, doğru zamanda ve doğru yerde doğmuş bu insanları görmek.Zaman zaman aralarına karışıp her acıdan sıyrılmak.Kimi zaman güney pasifikte, kimi zaman uzakdoğuda, kimi zaman da avrupada bir yerlerde.Eski bir İbrahim Tatlıses şarkısıyla bambaşka alemlere gitmek.Yabancı müzikle toparlanıp, hafif tempoyla oturduğum yerden ayak sallamak.Bencilce yaşamak, sert olmak, ezmek, kırmak, üzmek, ah almak, zekayla güç arasında sürekli denge kurmaya çalışmak, intikamı marifet saymak, bazen yürek sızısıyla merhamet edip insafa bürünmek, bazen bir teyzeyi elinden tutup karşıya geçirmek, bazen de bir dilenciye futbol topu gibi tekme atmak, acılarla, tatlılarla, doğrularla, yanlışlarla işte budur benim hayatım…
Perşembe akşamı Kurtlar Vadisi’ni izleyip Cuma sabahı Polat Alemdar olanlardan değilim.Büyüklük taslamak maşrapaların işidir.Racon kesmiyorum, domates kesiyorum diyenlerdenim.Dayak yemekten de atmaktan da korkmayan biriyim.O kadar çok insan ve yer gören biri dünyada zerreden küçük olduğunu anlıyor.Tüm eşyalar bir bende yokmuş, tüm kızlar sadece bana bakmıyormuş, tek benim ailem, çevrem, akrabalarım yokmuş, bir ben yaşamıyormuşum, bu zenginmiş, bu fakir, bu çirkinmiş, bu güzel, bu yaşlı, o genç ayrımı yapamıyorum…
İşte arkadaş bu ve teknik dille anlatılmayan daha birçok kabalık benim hayatım…
(Bu yazının ortaya çıkmasında ilham kaynağı olan tüm herşeye ve herkeze ve yarattıkları olaylara teşekkür ederim buradan.Artı şuan ben yazarken dinlediğim şarkıya…)













“Benim Hayatim” için 1 Yorum Var
(21 Nisan 2010 tarihinde yazılmış.)
bir edebiyat öğretmeni kadar naif, bir ÅŸair kadar akıcı, bir eleÅŸtirmen kadar hicivli ez cümle bilgi yürek daÄŸarcığımızda hoÅŸ bir seda bırakan bir yazı teÅŸekkürler ellerine yüreÄŸine saÄŸlık…
Yorum Yaz