İmkansız Aşk
Yavuz Sultan Selim Han’ın en parlak hükümdarlık döneminde geçiyor hikayemiz.Sultan Selim’im düşmanlarını titrettiği, Avrupa’nın canına okuduğu, haşmet ve heybetinin arşa dayandığı pasparlak dönemler.Eski bir cariyenin kızı olan güzeller güzeli, fakir Gülistan Hatun ile koskoca Osmanlı Sultanı Selim’in öyküsü bu…
Yavuz Sultan Selim farklı kişiliği ile diğer Osmanlı hükümdarları arasında en göze çarpanıdır.Pala bıyıkları, sol kulağındaki kocaman halka küpesi, parmaklarındaki gösterişli iri yüzükleri, kafasına sardığı kırmızı bandanasıyla, görünüş ve tarzıyla da farklı olduğunu gösteriyordu.Devlet işlerinden haremine pek fazla zaman ayırmayan ve kadınlarla pek vakit geçirmeyi sevmeyen biriydi.Konuşmasıyla, bakışlarıyla karşısındakine inme indirecek kadar etkili, oldukça da sert biriydi.O’nun zalimliği ve sertliği elbette sadece devletin bekası ve menfaatleri için ayyuka çıkardı.Hemen hemen her Osmanlı hükümdarı gibi O da sanat ve ilimle yetişmişti.Dürüst, kararlı, adaletli, zeki ve güçlü biriydi.Kudretli bir hükümdardı.
Gülistan sarayda doğup büyümüş, eski bir cariyenin hizmetkar kızıydı.Osmanlı sarayları o kadar büyük, saray ahalisi o kadar genişti ki, koca mahallenin içinde birbirini tanımayan komşular gibiydi insanlar.Bu basit hizmetkar kız da kimsenin pek tanımadığı, küllüğün dibinde kalakalmış bir garipti.Altın sarısı saçları, ovalar yeşili gözleri vardı.Gülüşü insana huzur verir, tüm sinirleri yumuşatırdı.Tek mutluluğu, tek düşüncesi Yavuz Sultan Selim Han’dı.O’na aşıktı.
Gülistan Hatun, Yavuz Sultan Selim Han’ın hizmetinine verildi birgün.Bunun O’na söylenmesi bile, kalbinin atışını hızlandırmaya yetmişti.Heyecan, sevinç ve korku birbirine karışmıştı Gülistan için.Aradan haftalar, aylar geçiyordu.Gülistan için bu sevgi ızdıraba dönüşmüştü.Bir akşam Sultan Selim’in yastığının arasına bir not bıraktı.Notta şu yazıyorda:
-İnsan severse nasıl söylemeli? Fakat gerçekten severse nasıl söylemeli? Hatta imkansızı severse nasıl söylemeli?
Yavuz Sultan Selim Han notu okuyunca bunu kimin yazdığını araştırmaya başladı gizlice.Sultan Selim de bir not yazdı ve aynı yere bıraktı:
-Söyle, sadece söyle.İnsan sevdiğini en kısa şekilde, yalvarmadan, korkmadan, gerekçe göstermeden söyler.İnsan ne olursa olsun ölmeyi de sevmeyi de hak eden olduğundan kimseye imkansız değildir!
Ertesi sabah Gülistan notu gördü ve okudu.Acaba yazanın kendisi olduğunu anlamış mıydı hükümdar? Korkuyla karışık heyecanla kendisinin olduğunu anlamadığını düşünür.Yine bir not yazar:
-Fakat ben bir öksüz hizmetkarım, o koskoca bir hükümdar, bu işe çok kızıp bana kötü kelam ederse tükenirim, boynumu vurdursun böyle yapacağına daha iyi.
Sultan Selim buna karşılık şunları yazar:
-Söyle, sadece söyle.Hükümdar da olsa söyle, basit bir oduncu da olsa söyle.Çünkü ikisinin de sevgiye ihtiyacı vardır.Sevgiye kötü kelam ne hacet, nefrete gürler nefesler.Hem sevmek ölümden de güçlü değil mi!
Gülistan sevinir bu sözlere fakat Yavuz Sultan Selim Han o kadar sert bir adamdı ki korkusunu bir türlü yenemiyordu.Bu gizli tanışma notlarından sonra bir süre şiir ve aşk lütufları ile notlaşırlar.Yavuz Sultan Selim Han bir sabah nihayet bu notları kimin yazdığını anlamak için odada gizlenir.Notu bırakanın Gülistan olduğunu görür.Bu duruma hem şaşırır hem sevinir.Kendisine karşı bu kadar büyük ve imkansız bir sevgi besleyen bu güzel kıza O da aşık olmuştur.
Bir akşam vakti Gülistan’ı muhafızlar alırlar ve kendisini Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna emrettiğini söylerler.Gülistan çok korkmuştur, şaşırmıştır.Acaba notları yazanın kendisi olduğunu anlamış mıdır da huzura emrediliyordur? Gülistan Hatun’u Sultan Selim’in huzuruna çıkarırlar.Gülistan Hatun Yavuz’u görünce kıpkırmızı olur, kalbi deliler gibi çarpar, gözleri kararır, nefes alışları hızlanır.Yavuz Sultan Selim haşmetle ve sinirle birden ayağa kalkar, sağ işaret parmağını kıza doğru uzatır ve gür bir sesle ”Sen” der demez Gülistan yere yığılır ve anında ölür…
Aslında Yavuz Sultan Selim Gülistan’a aşk dolu sözler söyleyecek ve baş cariyesi tayin edecekti.Belki de yeni Osmanlı şehzadelerinin anası olacaktı.Fakat Sultan Selim’in sertliği, acımasızlığı, dünyaya gösterdiği yüzü zaten tanıyan tanımayan herkesi titrettiğinden, canından öte seveni nasıl öldürmesin?..













“İmkansız Aşk” için 1 Yorum Var
(04 Mayıs 2010 tarihinde yazılmış.)
vayy bea fenaaymış
Yorum Yaz